ATEŞ

Neden bunca insan var etrafımızda, biz kimiz ve nereye doğru yol alıyoruz?

Yüzyıllardır sönmeyecek ateşler yakıyor insanoğlu. Tek bildiğimiz şey darmadağın etmek, yakıp yıkmak. Kimse inşa etmeyi tercih etmiyor, herkes gitmenin derdinde. Kalıp biri için savaşmak ve koskoca ego tabularını yıkmak zor geliyor. Her şeyi travmatize etmeye bayılıyoruz, yaşamın zor olduğu bahanesiyle insanları terk ediyoruz. Kimi hangi çukurun içine ittiğimizden haberimiz bile yok. Kimse ailenize karşı duyduğunuz öfkenin mağduru olmamalı. Çocukluğu zor olan binlerce insan var; kimseye yaşayamadığınız çocukluğun bedelini ödetmeye çalışmayın. Ailenize duyduğunuz öfkeyi sevgilinizden ya da eşinizden çıkarmayın. Sırf sevgiliniz ya da eşiniz diye sizin için bu fedakârlığı yapmak zorunda değiller; yapsalar dahi tatmin olmazsınız. Kavganız dinmez, öfkeniz geçmez. O ateş hiç sönmez.

İnsanlar bambaşkadır; birine söylediğiniz her bir cümleden sorumlusunuz. Verdiğiniz her sözden, onu umutlandırdığınız yerlerden sorumlusunuz. Çiçeklendirdiğiniz kalplerin çiçeklerini kendi ellerinizle soldurduğunuzda bunun bedelinin ağır olacağını da bilmelisiniz. Çünkü insanlar unutmaz…
Kırıldıkları yeri, umutla bekledikleri anı, sabırla susup içlerine gömdükleri cümleleri...
Bunca insanın arasında kaybolmuş gibi hissetmenin sebebi bu belki de: Kimse kimsenin yükünü bilmek istemiyor, herkes sadece kendi yangınına odaklanmış.

Yol nereye gidiyor dersen... İçimize doğru. Kaçtığımız her duygunun başladığı yere. Belki bir gün, yakmayı değil, inşa etmeyi öğreniriz.
Kendimizi, birbirimizi.

Çünkü gerçek iyileşme, bir başkasının elini tuttuğumuz an başlar.
Sessizce sarılmak bile bazen en gürültülü çığlıktan daha fazlasını anlatır.
Ve belki bir gün, sadece sevilmek değil; sevmeyi de öğreniriz.
Kırmadan, dökmeden…
Sadece kalbimizi açarak.

Yorumlar

Popüler Yayınlar