MAVİ SONSUZLUK
Ege’nin en gözde köylerinden birinde, Doğanbey’de, hayat
erken saatlerde başlamıştı. Yollar geceden yağan yağmurun izlerini taşıyordu hâlâ.
Yağmur da denizin kokusunu taşımış ve huzuru tüm köye eşit şekilde pay etmişti.
Panjurun ardından
dışarıya gözlerini diken biri vardı; İnci. Rüzgârın getirdiği deniz tuzu
kokusunu içine çekerek derin derin hissetti. Yumuşak teni, yağmurun ardında
kalan nemle ıslanmış gibi tazecik ve canlıydı. İnci akıllıydı, hislerini
doruklarda yaşayan pırıl pırıl bir genç kızdı. Fakat iç dünyasında bir fırtına
gibiydi. Aşklarını, heveslerini kontrol etmesine engel olan bu fırtına ona çoğu
an zor zamanlar yaşatıyordu. Bazen, yelken açıp okyanusa doğru yol alacak kadar
cesurdu, bazen de sadece köyünün sakin sularına düşen dalgalar gibiydi. Ama her
halükârda, kendi huzurunu bulduğu an, o huzuru etrafına yayıyor, köydeki
herkesin içinde bir parça deniz bulmalarını sağlıyordu. İnci tam manasıyla
denizdi aslında, sinirlenince dalgalarıyla delicesine dövebilirdi kayaları;
sevince ise durulurdu, aydınlık olurdu ve ufuk çizgisini doya doya izlemenize
müsaade ederdi.
İşte o gün, yağmurun denizin kokusunu taşıdığı gün,
dayanamadı ve evden çıktı. Güneş yavaşça yükselirken, İnci'nin adımları
hızlandı. Derin bir nefes aldı ve zihnindeki tüm sorulara cevap arayan bir
bakışla denizin kıyısına oturdu. Denize yüreğiyle bakmayı denedi, çünkü en iyi
yüreğiyle bakınca görürdü insan. Sonsuz gibi görünen denize onlarca soru sordu
o gün, ufku izledi uzun uzun. Tüm aşklarına, heveslerine, hırslarına kısacası
insani bütün duygularına dair iç açıcı cevaplar aradı. Lakin bulamadı, İnci'nin
içindeki deniz, bir an için hareketsizdi; ama beklediği anın geleceğini
biliyordu. Bir gün, o deniz mutlaka coşacak, dalgalar şiddetle kıyıya vuracak
ve İnci tüm sorularının cevabını bulacaktı. Ama bugün değil. Bugün, sadece sabahın
sessizliğini vardı, Ege’nin duru güzelliği ve denizin gizemi…
Denizin ve kendi içindeki huzurun sesleri, İnci'yi
sarhoş ediyordu. Bir süre sonra saçlarını rüzgarla savurdu, yüzünü göğe çevirdi
ve elleriyle denizi hissetmeye çalıştı. Dalgalar ellerini gıdıklar gibi ileri
geri hareket ediyordu. "Hayat bu," diye düşündü, "Tüm yaşam bu
andan ibaret." Gözleri, yeni bir günün umutlarıyla parlıyordu; içindeki
dalgalar yavaşça, ama kararlı bir şekilde sakinleşiyordu.
Biliyorum, dedi içinden, asıl deniz benim, benim içim…
Yorumlar
Yorum Gönder